Su Kirliliği ve Arıtma Sistemlerinin Başarısı

su arıtma cihazı hakkında bilnmesi gerekenler

Su Kirliliği ve Arıtma Sistemlerinin Başarısı

Su kirliliği, sudaki zararlı mikro organizmaların  bir canlı üzerinde zararlı bir etkiye sahip olup su kalitesindeki kimyasal, fiziksel ya da biyolojik değişikliklerdir. İnsanlar kirli su içtiklerinde genellikle sağlığı üzerinde ciddi etkiler yapar. Su kirliliği, suyun arzulanan kullanımı için uygun olmamasını da sağlayabilir.Kirliliğin ilk sebebi hiç şüphesiz bakterilerdir.Bunlar, kanalizasyon sızıntılarından şehir şebeke suyuna karışması ile içme sularımıza  giren bakteri, virüs, protozoa ve parazit solucanlar ve işlenmemiş atıklardır.Evinize bağlatacağınız su arıtma sistemleri sayesinde reverse osmosis  (ters ozmoz)teknolojisi bu içilemez suyu kalitesini birinci derecede içilebilir kaynak suyu kalitesine getirmek sizin elinizde.

Su kirleticilerinin ikinci bir kategorisi oksijen gerektiren atıklardır; oksijen gerektiren bakteriler tarafından parçalanabilen atıklar. Ayrışan bakterilerin büyük toplulukları bu atıkları dönüştürdüğünde, sudaki oksijen seviyelerini deşifre edebilir. Bu sayede  sudaki faydalı organizmaların ölmesine neden olur.

Su kirleticilerinin üçüncü sınıfı, asitler, tuzlar ve toksik metaller gibi suda çözünür inorganik kirleticidir. Bu inorganik kirleticiler su arıtma cihazının 5 aşamalı filitresinden işlemden geçtiği taktirde sizler sağlıklı kalitelei birinci sınıf su üretmektedir.
Su kirleticilerin bir diğer sınıfı besindir; Suda çözünen nitratlar ve suyun oksijen arzını tüketen alglerin ve diğer su bitkilerinin aşırı büyümesine neden olan fosfatlardır. Bu içme suyunda bulunduğu zaman, insan sağlığına büyük etkide zarar verebilir.reverse osmosis

Su ayrıca, kanalizasyon ve sudaki tüm bitkilerde ve hayvanlarda zararlı yağ, plastik ve zirai ilaç gibi bir kaç organik bileşikle kirletilebilir. Çok tehlikeli bir kategori tortulardır, çünkü suyun ışık absorpsiyonunda tükenmeye neden olur ve parçacıklar böcek ilacı gibi tehlikeli bileşikleri su içinden yayar.
Son olarak, suda çözünen radyoaktif bileşikler kansere, doğum kusurlarına ve genetik hasara neden olabilir ve bu nedenle çok tehlikeli su kirleticileridir. Su kirliliği genellikle insanların bilinçsizce olan  faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Su kirliliğine farklı insan kaynakları katmaktadır. Nokta ve noktasal olmayan kaynaklar olmak üzere iki tür kaynak vardır. Noktasal kaynaklar kirleticileri belli noktalarda boru hatları veya kanalizasyon vasıtasıyla yüzey suyu içine boşaltır. Nokta dışı kaynaklar, tek bir deşarj bölgesine kadar izlenemeyen kaynaklardır. Noktasal kaynakların örnekleri: fabrikalar, kanalizasyon arıtma tesisleri, yeraltı madenleri, petrol kuyuları, petrol tankeri ve tarım. Nokta dışı kaynaklara örnekler: havadaki asit depolanması, trafik, nehirlere yayılmış kirleticiler ve yeraltı suları yoluyla suya giren kirleticiler.Ciddi olan kirlilik kontrolü zor, çünkü failler takip edilemez.su arıtma sistemleri

Su kirliliği, farklı kirleticiler için küçük su numunelerinin analiz edildiği laboratuvarlarda tespit edilmiştir. Su kirliliğinin tespiti için balık gibi canlı organizmalar da kullanılabilir. Davranışlarındaki veya büyümelerindeki değişiklikler, yaşadıkları suyun kirlendiğini gösterir. Bu organizmaların spesifik özellikleri çevrelerindeki kirlilik türüyle ilgili bilgi verebilir. Laboratuvarlar, belirli sularda hangi tehlikelerin olabileceğini belirlemek için bilgisayar modelleri de kullanıyor. Sahip oldukları verileri suya bilgisayara aktarırlar ve bilgisayar suyun herhangi bir safsızlık olup olmadığını belirler. Tipik yağmur suyu pH’ı yaklaşık 5 ila 6’dır. Bu, doğal olarak nötr, hafif asitli bir sıvı olduğu anlamına gelir. Yağış sırasında yağmur suyu karbondioksit ve oksijen gibi gazları eritir. Sektör şimdi sülfürik oksitler ve karbon monoksit gibi büyük miktarda asitlendirici gazlar üretiyor. Bu gazlar ayrıca yağmur suyunda çözülür. Bu, yağışın pH’sında bir değişikliğe neden olur – yağışın pH değeri, 4’ün altındaki bir değere düşecektir. Bir maddenin 6.5’ten düşük bir pH değerine sahip olması asittir. PH ne kadar düşükse, madde asit olur. Bu nedenle çözünmüş endüstriyel emisyonlara bağlı olarak daha düşük bir pH olan yağışa asit yağmuru deniyor.

Bu gönderiyi paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir